< MALATYA DEFTERDARLIK SİVİL SAVUNMA UZMANLIĞI WEB SAYFASINA HOŞ GELDİNİZ HABER - ........... SİVİL SAVUNMASIZ YURT SAVUNMASI OLMAZ (Defenceless civilian impossible) - Blogcu



........... SİVİL SAVUNMASIZ YURT SAVUNMASI OLMAZ (Defenceless civilian impossible)

3/9/2008 - ADIYAMAN'DA DEPREM

Kategori: HABER

Adıyaman'da 5.1 büyüklüğünde deprem


Adıyaman'da, 5.1 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem Adıyaman ve çevre
illerinde de hissedildi.


Halk kendini sokağa attı, parklarda bahçelerde bekledi. İşte o fotoğraflar

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsünden alınan bilgiye göre, saat 05.22'de merkez üssü Adıyaman'ın Samsat ilçesi olan 5.1 büyüklüğünde “şiddetlice” bir deprem kaydedildi.

Samsat Kaymakamı Mahmut Kaşıkçı, bazı binalarda çatlaklar oluşmasına rağmen ölen ya da yaralanan olup olmadığına dair kendisine bir bilgi gelmediğini, vatandaşların ise evlerinden dışarı çıktığını belirtti.

İKİ ARTÇI DEPREM

Adıyaman'ın Samsat İlçesi, sabah saatlerinde meydana gelen 5.1 büyüklüğündeki depremin ardından saat 05.43'te 3.2, saat 5.45'te ise 3.1 büyüklüklerinde iki artçı deprem ile sallandı.

BİR ÇOK BİNA KULLANILAMAZ HALE GELDİ

Deprem sonrasında Samsat'ın yanı sıra, Kahta ve Adıyaman merkezinde de bir çok bina kullanılamaz hale geldi.

Adıyaman merkez Yeşilyurt Mahallesi'nde bulunan Abdullah Yetim'e ait tek katlı betonarme ev deprem sonrasında meydana gelen çatlaklar nedeniyle boşaltıldı.

Adıyaman ve çevre illerden de hissedilen deprem sonrasındaki artçı sarsıntılar nedeniyle vatandaşlar evlerine giremedi.

DEPREM ŞANLIURFA'DA DA PANİĞE NEDEN OLDU

Merkez üssü Adıyaman'ın Samsat İlçesi olan 5.1 büyüklüğündeki deprem Şanlıurfa'da da paniğe yol açtı. Saat 05.20 sıralarında gerçekleşen deprem ve ardından yaşanan artçı sarsıntılar nedeniyle korkuya kapılan Şanlıurfalıların büyük bölümü binaları terk edip, sokağa döküldü.

 

ŞANLIURFA'DA HALK SOKAĞA DÖKÜLDÜ

 

Sabah saatlerinde birçoğu yataklarında olan vatandaşlar, 5,1 büyüklüğündeki sarsıntı ile uyanmak zorunda kaldı. Bir anda paniğe kapılan vatandaşlar, artçı sarsıntılar ile yataklarından çıkıp, eşofmanları ile binalarından dışarı çıktı. Deprem korkusu ile kendilerini sokağa atan yüzlerce vatandaş, çocuklarıyla birlikte parklara akın etti.

 

Parklarda bekleyen ve depremin yarattığı korkuyu birbiriyle paylaşan vatandaşlar, uzun süre evlerine giremedi. Sarsıntının yatakta bulundukları sırada gerçekleştiğini ve artçı sarsıntılar ile birlikte kendilerini dışarı attıklarını anlatan vatandaşlar, "Bir anda büyük bir sarsıntı gerçekleşti. Küçük çocuklarımız 'Deprem oluyor' diye bağırmaya başladı. Küçük-büyük hepimiz büyük korku yaşadık ve artçı sarsıntıyı hissetmeye başlayınca da kendimizi parka attık. Evlerimize girmeye korkuyoruz" dedi.

 

Birçok vatandaşın evlerine girmeye korktuğu sarsıntının kentte herhangi bir hasara yol açıp açmadığı ise güvenlik güçlerince araştırmaya başladı.

 

<http://maps.google.com/maps?f=d&saddr=37.566351,+38.457642&daddr=38.642618,39.27063&hl=tr&geocode=&mra
=ls&sll=38.186387,38.583984&sspn=2.124236,3.515625&ie=UTF8&t=p&z=8
>
 


yok YorumYorum yaz!Bağlantı

15/5/2008 - Kayısı

Kategori: HABER

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

15/5/2008 - Kayısı Hakkında

Kategori: HABER

Kayısı Meyvesinin Tüketim Alanları

 

Dünyada üretilen kayısının önemli bölümü sofralık olarak tüketilmektedir. Ancak kayısıda hasat döneminin kısa olması ve taze kayısının çabuk bozulması nedeniyle kayısı daha çok kurutularak veya işlenerek değerlendirilmektedir. Dünya yaş kayısı üretiminin yaklaşık % 20-25’lik kısmı kurutulmaktadır. Sofralık ve kurutmalık olarak değerlendirilen kayısıdan geriye kalan kısmı ise işlenerek değerlendirilmektedir.

Kayısı çekirdeklerin tatlı olanları çerez olarak tüketilmekte, acı olanlar ise kozmetik ve ilaç sanayiinde hammadde olarak kullanılmaktadır. Ayrıca kayısı çekirdeğinin tohum ve kabuğundan badem yağı, yemeklik yağ, benzaldehit (aroma esansı), furfural, aktif karbon, amigdalin ve hidrosiyanik asit elde edilmektedir. Kayısının gövde, dal ve çekirdek kabukları yakacak olarak kullanılmasının yanı sıra kayısı ağacının yaş ve kuru yaprakları hayvan yemi olarak değerlendirilmektedir.

Kayısının Besin Değeri

Kayısı insan sağlığı bakımından önemli bir yere sahiptir. pH’ı 3-4 arasında değişen taze kayısı dokuz farklı şeker, on sekiz serbest amino asit, zengin A vitamini ve beta karoten, yüksek miktarda potasyum ve demir elementi ihtiva etmektedir. Yaş meyvede çağla döneminde yüksek olan C vitamini (50-60 mg/kg) meyvenin olgunlaşması ile birlikte azalmaktadır (30-50 mg/kg).

Kayısının İnsan Sağlığı Bakımından Önemi

Kayısı, insan vücudunun günlük enerji ve protein gereksiniminin karşılanmasında çok az katkıda bulunmakla birlikte mineral maddelerden potasyum ve vitaminlerden ß-karotence çok zengindir. A vitaminin öncül maddesi olan ß-karoten vücudu ve organları saran epitel doku, göz sağlığı, kemik, diş gelişmesi ve endokrin bezlerinin çalışması için gereklidir. Bu görevlerinden başka A vitamini üreme ve büyümede, enfeksiyonlara karşı vücut direncinin artmasında önemli rol oynar. Diğer taraftan A vitamini normal vücut hücrelerinin kanserli hücreye dönüşmesinin başlıca sorumlusu olan aktif karsinojenlerden tekli oksijenin oluşmasını önlemekte veya oluştuktan sonra etkisiz hale getirmektedir. Ayrıca A vitamini organizmanın ve sağlıklı hücrelerin direncini artırarak kansere karşı koruyucu görevi yapmaktadır. Bu koruyucu aktivite sigara ve alkol kullananlar için daha da önemlidir. Serbest radikallerin oluşumuna ve hücre ölümüne neden olan protein ve yağ asitlerinin bozulma tepkimelerini önlemektedir.

Kayısının sodyumca fakir potasyumca zengin olması nedeniyle kalp yetmezliği, böbrek hastalıkları, hepatit siroz tedavisinde olumlu etkileri olduğu bildirilmektedir.

Kuru kayısının beslenme ve sağlık açısından en önemli bileşiklerinden birisi de diyet lifidir. Kuru kayısının 100 g’da yaklaşık olarak 24 g diyet lifi bulunur. Yetişkin bir insanın günlük diyet lifi gereksinimi ise 25 gramdır. Diyet lifi sindirim sistemimizde salgılanan enzimler tarafından hidrolizlenemeyen polisakkarit ve lignin gibi bileşiklerden oluşmaktadır. Diyet lifi kabızlık, irritabl kolon sendromu, apandisit, hemoroid, diş hastalıkları, şişmanlık, şeker hastalığı, kroner kalp hastalıkları ve klon kanseri gibi hastalıkların oluşum riskini azaltmakta, bağırsakların düzenli çalışmasını sağlamaktadır.

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

12/5/2008 - EZANLA NAMAZ ARASI KADAR

Kategori: HABER

NAMAZSIZ EZAN-EZANSIZ NAMAZ

 

Bir dede ile torununun konuşmalarına kulak veriyoruz:
Torunu, pamuk gibi bembeyaz sakallı, nur yüzlü dedesine merakla  soruyor.
"Dedeciğim! Bir insanın ömrü ne kadar olur?" Dede tatlı bir gülücükle:

 "Ezanla namaz arası kadar yavrucuğum." deyince torun:

"Nasıl yani, ömür bu kadar kısa mı?" der. Dede:

"Evet yavrum. ömür, namazsız ezanla, ezansız namaz arası kadardır." diye cevap verir. Torun yeniden sorar:

"Namazsız ezan ve ezansız namaz sözlerinden ne kastettiğini anlamadım dedeciğim. Bu ne demek açıklar mısın?"
Dede şefkatle ellerinden tuttuğu torununa "Bak yavrum, geçenlerde komşumuzun çocuğu doğdu.Çocuğun kulağına ezan okundu değil mi? işte o ezanın namazı kılındı mı?Kılınmadı. O ezan "Namazsız ezan"dı. insan öldüğü zaman kılınan cenaze namazının da ezanı yoktur. O da "Ezansız namaz"dır. Aslında o namazın ezanı insan doğunca okunmuştu kulağına.
 "Bak ey insan! Doğdun, ama öleceksin, ömür çabuk biter, hayatını iyi değerlendir. Boşa vakit harcama!" ikazını yapıyordu o ezan. İşte
yavrum öMüR, EZANLA NAMAZ ARASI KADARDIR. Sakın boşa geçirme. ömrünü dolu
dolu yaşa, bir nefes bile boşluk bırakma!"

 

 

http://www.slaytube.com/tubeslayt2/namazsiz_ezan_ezansiz_namaz.pps#260,4,Slayt 4

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

8/5/2008 - DEPREM ARAŞTIRMASI

Kategori: HABER

     Eskişehir'de 6.4'lük deprem bekleniyor 


     Anadolu Üniversitesi (AÜ) Uydu ve Uzay Bilimleri Araştırma Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Can Ayday, hazırladıkları istatistiklere göre 2030 yılına kadar 6.4 büyüklüğünde deprem bekledikleri Eskişehir'de zemin etüt çalışmaları baz alınarak inşaatların yapılmasının hayati öneme sahip olduğunu söyledi.

     Prof. Dr. Ayday, Osmanlı Devleti dönemine rastlayan 1901 yılından itibaren aletlerle deprem ölçümleri yapılan Türkiye'nin doğal afetlere sık sık maruz kaldığını belirterek, bu coğrafyada depremlere maruz kalan bölgelerden birinin de Eskişehir olduğunu kaydetti.


     Yaklaşık 100 yıllık bilgileri dikkate alarak Eskişehir'de meydana gelen ve etkilediği düşünülen 16 bin veriyi incelediklerini, buna göre bir istatistik çıkardıklarını anlatan Prof. Dr. Ayday, şöyle konuştu: “Bu veriler ışığında meydana gelebilecek depremleri büyüklüklerine göre sıraladığımızda, 6.4 büyüklüğünde bir depremin olma olasılığı yüksek çıkıyor. Bizim bu konuda yaptığımız istatistiksel çalışmalarda, meydana gelmiş iki deprem arasındaki süreyi de bulduk. Büyük bir deprem oldu, ikinci deprem bundan ne kadar süre sonra olur? İki deprem arasını incelediğimizde, Eskişehir'i etkileme olasılığı bulunan deprem aralığının 70 ile 90 yıl arasında olduğunu bulduk. 1956 yılındaki depremin büyüklüğü 6.4, yani Eskişehir'de yaklaşık 2030 yılına kadar 6.4 büyüklüğünde bir depremin olma ihtimali yüksek. Aktif olduğu bilinen ve kentin güneyinden geçen Eskişehir fay hattının bu büyüklükte deprem üreteceği unutulmamalıdır.”


       Prof. Dr. Ayday, “hazırladıkları istatistiklere göre 2030 yılına kadar 6.4 büyüklüğünde deprem bekledikleri kentte zemin etüt çalışmaları baz alınarak inşaatların yapılmasının hayati öneme sahip olduğunu” dile getirerek, olası depremlere karşı “güvenli olarak” hazırlıklı bulunmanın zorunluluk arz ettiğini kaydetti.

          KUZEY ANADOLU FAY HATTI

        Kentin, aktif Eskişehir fayının yanı sıra Kuzey Anadolu fayının üreteceği depremlerden de etkilenme riskinin bulunduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ayday, şöyle devam etti: “Kuzey Anadolu fayı, doğudan, Bolu, Düzce, Adapazarı'na, oradan körfeze doğru gelen bir fay. Bu fay çizgi gibi gelmiyor. Ağacın dalları gibi bazı yerlerde ikiye, üçe ayrılıyor. Bu fayın Eskişehir'in kuzeyinde iki kolu var. Kuzey Anadolu fayının güney kolu Geyve'den, Taraklı'dan geçiyor. Burası da Eskişehir'e kuş uçuşu 60-70 kilometre. Burada olacak depremlerden de Eskişehir'in etkilenme olasılığı yüksek. Kuzey Anadolu fayının da Eskişehir yakınlarından geçtiği göz önüne alındığında deprem riskli konumdaki kentte buna göre önlemler alınmalı. Ne kadar ayrıntılı çalışma yaparsak, o kadar gerçeğe yaklaşmış oluyoruz.”

          PROF. DR. AYDAY'IN ZEMİN ETÜT ÇALIŞMALARI

        AÜ'nün 2001 yılındaki rektörü Prof. Dr. Engin Ataç'ın girişimi sonucu Marmara depreminin ardından kentin zemin yapısını belirlemek amacıyla çalışma başlatan Prof. Dr. Ayday, iki yılda 300 sondaj gerçekleştirmiş ve kentin zemin etüt raporunu hazırlamıştı.


       Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen'in teklifi üzerine bu rapor bir modellemeyle Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Afet İşleri Genel Müdürlüğü'ne gönderilmiş ve çalışma onaylatılmıştı.

Bunun üzerine Büyükşehir Belediyesi de Prof. Dr. Ayday ve ekibinin hazırladığı bu zemin etüt raporuna göre imar planlarında revizyona gitmiş, bazı bölgelere kat sınırlaması getirilmişti.

        Prof. Dr. Can Ayday, son olarak da Tepebaşı bölgesinde daha kapsamlı gerçekleştirilen ve 9 ay süren zemin etüt çalışmasında görev aldı.

A.A                                                                                                                   08 Mayıs 2008
yok YorumYorum yaz!Bağlantı

21/4/2008 - Afet yönetimi tek çatı altında toplanıyor

Kategori: HABER

            Başbakanlık bünyesinde Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı kuruluyor. Afet yönetimini tek çatı altında toplayacak başkanlık, afetleri önleme ve tek elden etkili müdahale imkânı sağlayacak. TBMM'de önümüzdeki günlerde görüşülmesi beklenen tasarıda depreme özel önem veriliyor.

            Türkiye 1999'da yaşanan Marmara Depremi'nde büyük yaralar aldı. Özellikle afete müdahale, ilkyardım ve deprem sonrası halkın normal yaşama uyum sağlaması konusunda kurumlar arasındaki koordinasyon eksikliği dikkat çekti. 2004'te konuyla ilgili tüm tarafların katılımıyla yapılan 1. Deprem Şûrası'nda da bu yönde karar alındı. Şimdi ise konuyla ilgili bir kanun tasarısı hazırlandı. Tasarıya göre Başbakanlık'a bağlı Afet ve Acil Yönetimi Başkanlığı kurulacak. Kanunla, İçişleri Bakanlığı Sivil Savunma Genel Müdürlüğü ve Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Afet İşleri Genel Müdürlüğü kaldırılacak. Kaldırılan genel müdürlüklerdeki kadrolardan 303 kişi yeni başkanlığa geçecek. Arada kalan kadrolar ise valilikler tarafından il özel idareleri bünyesinde görevlendirilecek ya da bağlı oldukları bakanlıklara geri dönecek.

           İllerde valiye bağlı olarak il afet ve acil durum müdürlükleri oluşturulacak. Yeni yapı ile öncelikle afetler, depremler, toplu iltica ve olağan dışı nüfus hareketleri, salgın hastalıklar, seferberlik, savaş hali gibi her türlü acil durum yönetimini gerektiren olayların meydana gelmesinden önce önlenmesine çalışılacak. Başkanlık bünyesinde Afet ve Acil Durum Yüksek Kurulu kurulması da öngörülüyor. Kurulda, Yüksek Kurul'da bulunan bakanlıkların müsteşarları ve Kızılay Derneği genel müdürü bulunacak.

            Depreme özel önem verilen tasarıda Deprem Danışma Kurulu da yer alıyor. Kurul, depremle ilgili konularda öneriler sunacak. Kızılay genel müdürü, Kandilli Rasathanesi müdürü, Maden Tetkik Arama Enstitüsü müdürü, öğretim üyeleri ve sivil toplum kuruluşu temsilcilerinden oluşacak. Kurulda yer alacak 5 öğretim üyesi ile 2 sivil toplum kuruluşu temsilcisini Başbakanlık Afet ve Acil Yönetimi Başkanlığı başkanı seçecek. Başkanlık, Maliye Bakanlığı tarafından sağlanan bütçe ile çalışmalarını yapacak. Tüm genel bütçeli kuruluşların afetle ilgili yapacakları yatırımları izleyecek ve koordine edecek.

             Arama kurtarma konusunda tanınmış sivil toplum kuruluşlarından AKUT, tasarıyı eleştiren ve teklifler getiren 33 sayfalık bir rapor yayınladı. Bu rapora göre tasarıdaki en temel hata afet ve acil duruma müdahale eden asıl aktörlere ve bunların yöneticilerine teknokrat seviyesinde yatırım yapılması yerine, en üst düzeyde düzenleyici kuruma yatırım yapmak olduğu belirtiliyor. Raporda, "Söz konusu taslak metninde kentsel arama kurtarma faaliyetlerinin her iki aşamasının da tam olarak nasıl gerçekleştirileceği anlaşılamamaktadır. Taslakta tutarsızlık ve netsizlik mevcuttur." ifadelerine yer verildi.

 

Gürhan Savgı

Zaman21 04 2008

 

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

20/2/2008 - Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı

Kategori: HABER

       Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı


       Bayındırlık ve İskan Bakanı Faruk Nafiz Özak, afet ile ilgili üç genel müdürlüğün Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı adı altında birleştirileceğini ve Başbakanlık’a bağlanacağını belirterek, "Büyük ihtimalle bu yetki ve sorumluluk Bayındırlık Bakanlığı ile devam edecek" dedi.

      Konuya ilişkin Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısında, Başbakanın, başkanlıkla ilgili yetkilerini bir Bakan aracılığıyla kullanabileceği ifadesi yer alıyor.

     Bayındırlık ve İskan Bakanı Özak, İller Bankası Macunköy tesislerinde düzenlenen eşleştirme projesi toplantısına girişi sırasında gazetecilerin sorularını yanıtladı.

     "Afet İşleri Genel Müdürlüğü kapatıldıktan sonra Bayındırlık ve İskan Bakanlığının, Yerel İdareler Bakanlığına dönüştürüleceği yönündeki iddialar" hakkında soruya Özak, "Bu konuda hiçbir şey konuşulmadı" karşılığını verdi.

      Bu arada Afet işleri Genel Müdürlüğü ile birlikte Sivil Savunma Genel Müdürlüğü ve Başbakanlık Acil Durum Merkezi’nin birleştirilerek Başbakanlığa bağlanacağını ifade eden Özak, "Ama çok büyük ihtimalle yine Bayındırlık Bakanlığı ile devam edilecek dedi.

 

 

 
yok YorumYorum yaz!Bağlantı

20/4/2007 - SİVİL SAVUNMA UZMANLARI

Kategori: HABER

         Malatya daki Kamu Kurum ve  Kuruluşlar da görevli Sivil Savunma Uzmanları  yemekli toplantı ile bir araya geldiler.

         Malatya Öğretmen evindeki toplantıya eşleriyle birlikte katılan sivil savunma uzmanları hep birlikte yemek yeyip  ve sohbet ettiler.

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

23/2/2007 - DEPREM

Kategori: HABER

Elazğ'da artçı saldırılar devam ediyor

Elazığ'ın Sivrice İlçesi'nde geçtiğimiz gün meydana gelen 5.9 büyüklüğündeki depremin ardından artçı sarsıntılar devam ederken, ilçede okulların tatil edilmemesine rağmen öğrenciler hala ders başı yapmadı.
23 Şubat 2007 12:48
Yazı boyutunu büyütmek için            
Elazğ'da artçı saldırılar devam ediyor

Büyüklükleri 2.7 ile 3.5 arasında değişen 53 tane sarsıntı yaşayan Sivrice'de hayat bir türlü normale dönemedi.

5.9 büyüklüğündeki depremi okullarında yaşayan öğrenciler, hala ders başı yapmadı. Depremde hasar gören Cumhuriyet Yatılı İlköğretim Bölge Okulu eğitime kapatılırken, öğrenciler İMKB İlköğretim Okulu'na taşındı.

Hala deprem korkusunu üzerinden atamayan öğrencilere Kızılay tarafından bir psikolog görevlendirilirken, ilçede görev yapan öğretmenler de öğrencilerini deprem psikolojisi ve baskısından kurtarmak için ev ziyaretlerine başladı.

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

21/2/2007 - DOĞU DA BÜYÜK DEPREM

Kategori: HABER


DOĞU'DA BÜYÜK DEPREM!

Doğu illerini sarsan büyük bir deprem oldu. Kandilli Rasathanesi, depremin merkez üssünün Elazığ Sivrice olduğunu ve şidetinin 5.9 olduğunu açıkladı.
 

Kandilli Rasathanesi, depremin merkez üssünün Elazığ Sivrice

olduğunu ve şidetinin 5.9 olduğunu açıkladı.

 

Tarih      Saat      Enlem(N)  Boylam(E) Derinlik(km)  MD   ML   MS    Yer
---------- --------  --------  -------   ----------    ------------    -----------
2007.02.21 17:02:27  38.3875   39.2653       13.8      2.8  -.-  -.-   SİVRİCE (ELAZIĞ)

2007.02.21 16:33:37  38.3845   39.2323        5.0      2.8  2.8  -.-   SİVRİCE (ELAZIĞ)
2007.02.21 15:24:10  38.3813   39.2485        5.0      3.4  -.-  -.-   SİVRİCE (ELAZIĞ)
2007.02.21 13:56:28  38.3652   39.2198        5.0      2.8  2.8  -.-   SİVRİCE (ELAZIĞ)
2007.02.21 13:50:24  38.3480   39.2753        4.9      3.0  -.-  -.-   SİVRİCE (ELAZIĞ)
2007.02.21 13:48:18  38.3705   39.2688        5.0      3.6  -.-  -.-   SİVRİCE (ELAZIĞ)
2007.02.21 13:42:50  38.4060   39.3053        6.7      3.4  3.4  -.-   SİVRİCE (ELAZIĞ)
2007.02.21 13:33:01  38.3915   39.2920        3.3      3.3  -.-  -.-   SİVRİCE (ELAZIĞ)
2007.02.21 13:31:49  38.4192   39.3147        4.4      3.1  3.1  -.-   SİVRİCE (ELAZIĞ)
2007.02.21 13:24:46  38.3592   39.2720        5.0      2.9  2.9  -.-   SİVRİCE (ELAZIĞ)
2007.02.21 13:20:25  38.3898   39.2512        5.0      2.9  -.-  -.-   SİVRİCE (ELAZIĞ)
2007.02.21 13:05:26  38.3730   39.3212        5.0      -.-  5.9  -.-   SİVRİCE (ELAZIĞ)

 

 

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

27/1/2007 - ELAZIĞ ' DA DEPREM

Kategori: HABER

     BAŞYURT-KARAKOÇAN (ELAZIĞ)

 

            Merkez üssü Karakoçan Başyurt olan 4,7 büyüklüğünde bir sarsıntı kaydedildi

Elazığ ve çevresinde belirli periyotlarla gözlenen sarsıntılar devam ediyor.

        Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesinden edinilen bilgiler ekli listede dir. Karakoçan,Palu ve Kovancılarda da hissedilen sarsıntıda her hangi bir mal ve can kaybı olmazken sarsıntı , yörede paniğe neden oldu.

 

            Elazığ'ın birinci derecede deprem kuşağında bulunduğunu vurgulayan bilim adamları "bu fay hattının harekete geçmesi söz konusu olabilir. Bunun içinde fay hattının geçtiği bölgelerde gerekli önlemler alınmalıdır"

 

  Elazığ Doğu Anadolu fayı da denilen aktif iki fay hattının “ortasında” yer almaktadır. Elazığ’ın büyük bir kısmı 1. derece geri kalan kısımları ise ikinci derecede deprem bölgesidir. Dolayısı ile Elazığ halkı ve yöneticileri her an depreme hazır olmak zorundadırlar.   Elazığ kent yerleşim alanı büyük oranda alüvyon zemin üzerine oturduğundan bu büyük bir risk oluşturmaktadır. Depreme dayanıklı evler yapmak noktasında hem inşaat mühendislerine ve odasına hem de müteahhitlere sağlam zemin üzerine kurulu alanlarda inşaat yapılması noktasında büyük görevler düşmektedir.

 

..............TÜRKİYE'DEKİ SON DEPREMLER............................

.........ULUSAL DEPREM İZLEME MERKEZİ HIZLI ÇÖZÜMLERİ...................

                                                                              Büyüklük

Tarih      Saat      Enlem(N)  Boylam(E) Derinlik(km)  MD   ML   MS    Yer

---------- --------  --------  -------   ----------    ------------    -----------

2007.01.27 06:20:01  38.8497   40.2628        8.1      3.0  -.-  -.-   GÖKDERE-PALU (ELAZIĞ)

2007.01.27 04:51:03  39.3883   40.8285        5.0      3.1  -.-  -.-   KARLIOVA (BİNGÖL)

2007.01.27 04:45:25  38.7957   40.0272        5.0      3.2  -.-  -.-   BAŞYURT-KARAKOÇAN (ELAZIĞ)

2007.01.26 18:27:53  38.7922   40.0885        5.0      3.1  -.-  -.-   BAŞYURT-KARAKOÇAN (ELAZIĞ)

2007.01.26 17:38:53  38.8065   40.0505        5.0      3.0  -.-  -.-   BAŞYURT-KARAKOÇAN (ELAZIĞ)

2007.01.26 13:49:18  38.7587   40.0735       12.3      2.9  -.-  -.-   BAŞYURT-KARAKOÇAN (ELAZIĞ)

2007.01.26 13:43:33  38.7827   40.0477        3.5      -.-  3.7  -.-   BAŞYURT-KARAKOÇAN (ELAZIĞ)

2007.01.26 13:41:37  38.8278   40.0747        5.0      2.7  -.-  -.-   BAŞYURT-KARAKOÇAN (ELAZIĞ)

2007.01.26 11:00:48  38.8093   40.0378        5.0      -.-  3.2  -.-   BAŞYURT-KARAKOÇAN (ELAZIĞ)

2007.01.26 10:20:34  38.7683   40.0588        5.0      -.-  4.7  -.-   BAŞYURT-KARAKOÇAN (ELAZIĞ)

2007.01.25 19:25:42  38.7883   40.0842       13.1      2.8  -.-  -.-   BAŞYURT-KARAKOÇAN (ELAZIĞ)

2007.01.22 06:31:49  38.0120   38.0778       11.8      3.1  -.-  -.-   SÜRGÜ-DOĞANŞEHİR (MALATYA)

2007.01.22 03:06:51  38.2865   38.7508        5.0      3.0  -.-  -.-   PÜTÜRGE (MALATYA)

2007.01.17 07:15:24  38.7787   40.0612        5.0      3.9  -.-  -.-   BAŞYURT-KARAKOÇAN (ELAZIĞ)

2007.01.16 15:42:10  38.5818   39.7100        5.0      3.1  -.-  -.-   İÇME- (ELAZIĞ)

 

 

 

             Alt resimde ki haritadan da anlaşılacağı gibi Elazığ’ın büyük kısmı birinci derece deprem bölgesidir.

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

9/11/2006 - DEPREM

Kategori: HABER

          DOĞU ANADOLU RİSK ALTINDA

 

            Deprem hep İstanbul merkezli konuşuluyor. Doğu Anadolu'da da risk büyük oysa. Marmara ile Doğu Anadolu arasında zaman ve risk açısından bir öncelik sıralaması yapmak mümkün mü?

            Nüfusu, sanayisi, üniversitesi, ticareti, medyası yüzünden İstanbul'da yıkım olursa Anadolu kalp krizi geçirir. Bu kavrandığı için hep İstanbul'u konuşuyoruz. Ama Doğu Anadolu fayı çok tehlikeli, sabıkalı bir fay. 165 bin ölüden bahsedilen depremler var tarihinde. Ama orası için bilgimiz daha az. Büyük barajlarımız orada. 7 büyüklüğünde en az bir ve hızlı ivmeli depreme karşı hazırlıklı olması şart barajların. "Deprem kesinlikle, eninde sonunda olacak, barajlar  yeni teknolojilerle muayene edildimi" Yapıldıysa açıklasınlar. Bunları durup dururken değil, endişemiz olduğu için söylüyoruz.

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

27/8/2006 - KANDİL KUTLAMASI

Kategori: HABER

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

16/5/2006 - KONU: ÇOK ÖNEMLİ BİLGİ

Kategori: HABER

                  ÇOK ÖNEMLİ BİLGİ

 

        Trafik Kazası Geçirdiğinizde Hastane Masraflarınızı Karşılayan Bir Kuruluş Var !

 

       Size çarpan araç faili meçhul ise veya aracın sigortası yoksa bütün hastahane masraflarını cebinizden yapmışsanız faturayı aşağıda bahsi geçen sigortaya veriyorsunuz. Sigorta size paranızı tamamını ödüyor. SSK ve bağ-kurun ödemelerini değil sadece kendi cebinizden ödediğiniz paraları ödüyor. Ölümlü ise kaza, yine para ödüyorlar.

 

        Daha ayrıntılı bilgi için asagida verdiğim dahili 204 nolu telefonu arayın. Kaza geçiren sigortasız yurttaşların tedavisini Garanti Sigorta Fonu karşılıyor, ama bilen yok.

 

        Garanti Sigorta Fonu Genel Sekreteri Kongar: "Kaza geçiren Sigortasızların masrafını, başvuranlara veriyoruz. Ama kimse bilmediği için parasını alan yok. Fon'da 110 trilyon lira birikti." Trafik kazası geçiren vatandaşların tedavi masrafları ile ölüm giderlerini karşılamak için kurulan Garanti Sigorta Fonu'nun hesabında 110 trilyon lira birikti ama vatandaş parasızlıktan hastane kapısında can veriyor.

 

      Trafik kazalarında yaralanan ya da ölen sigortasız vatandaşların milyarlarca lira tutan tedavi veya cenaze masraflarını karşılamak için kurulan Garanti Sigorta Fonu'nda tam 110 trilyon lira birikti; çünkü uygulamadan kimsenin haberi yok. Sağlık Bakanlığı'nın hastane yönetimlerini bilgilendirmemesi ve vatandaşların da kanunları yeterince bilmemesi nedeniyle fona herhangi başvuru olmazken, çok sayıda parasız vatandaş hastane kapılarında can veriyor. Fondan sorumlu Türkiye sigorta Reasürans Şirketleri Birliği Genel Sekreteri Bilge Kongar, "Trafik kazası geçiren sigortasız tüm vatandaşlar başvurup tüm masraflarını bizden alabilirler" dedi.

 

SADECE UYANIK AVUKATLAR KULLANIYOR

 

        Kaza geçiren parasız vatandaşların çok zor durumda kaldığını belirten Kongar, "Hem bakanlığın hem de vatandaşların kanunu bilmesi gerekiyor. Ancak ne Sağlık Bakanlığı uyarıyor ne de vatandaşlar bunu biliyor. Bu yüzden fonu her biri 20- dosya ile gelen uyanık avukatlar kullanıyor" diyor. Kongar, 450 milyar ve yeni primleri faizle değerlendirdikleri için 110 trilyona ulaşıldığını belirterek şunları söyledi: "Devlet Ziraat Bankası'nda faizsiz tutuyordu. Biz ise faizde tutuyoruz. Para çoğalınca bunu alıp oraya buraya vermek; peşkeş çekmek istiyorlar. Biz ise kazalarda mağdur olanlar gelip alsın diyoruz.

 

       1991 yılında Hazine Müsteşarlığı bünyesinde kurulan Garanti Fonu, 1998'in sonuna kadar Hazine Müsteşarlığı Sigorta Genel Müdürlüğü bünyesinde kaldı. Amacı, trafik sigortası olmayan araçların meydana getirdiği yaralama ve ölüm masraflarını karşılamak. Plakası belirsiz araçların verdiği zarar da karşılanıyor. Fonun kaynağını trafik sigortası yaptıran vatandaşlardan kesilen pay oluşturuyor. Trafik sigortası yapan sigortalıların trafik primi içinde ödedikleri paranın yüzde 2'si ve yüzde 1'i sigorta şirketlerinin öz kaynaklarından karşılanıyor. Karayolları Trafik Sigortası Kanunu gereği eğer kaza yapan araç sigortalı ise, kaza sonucu yaralanan veya ölen kişilerin masrafını sigortalı olsun ya da olmasın şirketi karşılıyor.

 

7 YILDA 3 ÖDEME

 

       Kazaya neden olan araç sigortasız veya plakası bilinmiyorsa zarar görenler direkt birliğe gelip masraflarını alabiliyor. Fon, 1998 sonunda Hazine'den alınarak Türkiye Reasürans Şirketleri Birliği nezrinde bir hesaba aktarıldı. Adi önceden Garanti Sigortası Fonu iken devletin dahil olduğu tüm fonlar kapatılınca Garanti Sigortası Hesabı olarak değiştirildi. 1998' sonuna kadar 7 yılda Hazine'de, 450 milyar lira birikti. Ancak 7 yılda sadece üç kişiye ödeme yapıldı. Birlik bünyesindeki fon bütçesi Hazinenin aksine bankada faizle değerlenince fon 110 trilyona ulaştı. Şimdiye kadar fondan yararlanmak için 1623 kişi başvurmuş, 1042 dosya ise sırada bekliyor. Birlik bünyesindeki fonun yükümlülüğü daha sonraki yıllarda kanuna eklenen maddeler ile sadece bedensel hasarları ödemekten çıkarıldı.

 

     İHTİYACI OLAN PARAYI NASIL ALACAK?

 

       Kaza geçiren vatandaş hastane masraflarını faturalı olarak Türkiye Sigorta Reasürans Şirketleri Birliği'ne iletecek. Bunun için birliğe, 0-212-324-19-50 nolu telefondan veya http://www.tsrsb.org.tr adresinden ulaşılabilir. Türkiye'nin her yerinden başvuru ayni şekilde yapılacak. Gerekli belgeler ise hastane faturası, ikametgah senedi, nüfus cüzdan örneği,trafik zaptı ve imza beyanı. Belgeleri inceleyen birlik, vatandaşın verdiği banka hesap numarasına parayı yatırıyor.

 

       LÜTFEN TANIDIĞINIZ YADA TANIMADIĞINIZ HERKESE YOLLAYIN.

 

       BELKİ ŞU AN BUNA GEÇEKTEN İHTİYACI OLAN BİRİ OLABİLİR

 

 

 

KARAYOLU TRAFİK GARANTİ SİGORTASI HESABI’DAN KARŞILANACAK ZARARLAR 

 

a)Plakası  tespit edilemeyen araçların vermiş olduğu  bedeni zararlar, 

 

b)Zorunlu mali mesuliyet (trafik)  sigortası olmayan araçların vermiş olduğu  bedeni zararlar

 

c)Zorunlu mali mesuliyet (trafik)  sigorta poliçesindeki teminat tutarlarına ilişkin artış zeyilnamesi olmayan araçların vermiş olduğu bedeni zararlar, 

 

d)Çalınmış veya  gasbedilmiş motorlu bir aracın kazaya neden olması halinde meydana gelen bedeni zararlar, 

 

e)Mali bünye zafiyeti nedeni ile bütün branşlarda ruhsatı iptal edilmiş veya iflas etmiş sigorta şirketlerinin zorunlu mali mesuliyet (trafik) sigortası kapsamında ödemekle yükümlü olduğu maddi ve bedensel zararlar karşılanır.

 

 

Bedensel zararlar; tedavi gideri , maluliyet tazminatı  ve ölüm halinde geride kalan hak sahiplerine ödenmesi gereken destekten yoksun kalma tazminatını kapsamaktadır 

Maddi zarar; trafik kazası sonucu motorlu araçlarda ve diğer şeylerde meydana gelen hasarları kapsamaktadır 

Karayolu Trafik Garanti Sigortası Hesabı’nın sorumluluğu; kaza tarihinde  geçerli zorunlu mali mesuliyet (trafik) sigorta poliçesinin teminat limitleri ve zarar verenin kusur oranı ile sınırlıdır.

 

 

·       Hesaptan Karşılanmayacak Zararlar Nelerdir?

 

 

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

1/5/2006 - NÜKTELİ HABER

Kategori: HABER

 

OKUL VE ÖLÜM

 

 

Hepimize cocukken okula gitmek icin sicacik yatagimizdan kalkmak ölüm gibi gelirdi, yaniliyor muyum ? bakin gercekten de öyleymis

     

 

 

O   harfinden sonra gelen harf        ö

  harfinden sonra gelen harf        L

U   harfinden sonra gelen harf        ü

L   harfinden sonra gelen harf         M

 

 

                            Bunları Biliyormusunuz

  • Kendi dirseğini yalamanın imkansız olduğunu
  •  
  • Bu yazıyı okuyan insanların %75 inden fazlasının, dirseklerini yalamaya çalışacaklarını Ördeğin vakvaklamasının yankı yaratmadığını ve bunu kimsenin açıklayamadığını
  • Dünyadaki fotokopi makinelerinde meydana gelen arızaların %23 ünün, makinenin üstüne oturup kendi popolarının fotokopisini çekmek isteyen insanlar sayesinde meydana geldiğini
  • Yaşamın boyunca uyku sırasında yaklaşık 70 böcek ve 10 örümcek yiyeceğini (Mmmmh!!:)
  • İdrarın zifiri karanlıkta parladığını
  • Eğer çok şiddetli hapşırırsan, kaburgalarından birini kırabileceğini
  • Hapşırmayı engellemeye calışırsan, başındaki veya boynundaki damarlardan birinin yırtılabileceğini ve ölebileceğini
  • Hapşırdığın sırada gözlerini açık tutmaya çalışırsan, yerlerinden fırlayabileceklerini
  • Domuzların vücut yapılarından dolayı hiçbir zaman başlarını yukarı kaldırıp gökyüzüne bakamadıklarını
  • Dünya nüfusunun %50 sinin hiç telefonla konuşmadığını
  • Farelerin ve atların kusamadıklarını
  • 1 saat süreyle kulaklıkla birşey dinlemenin kulaktaki bakteri sayısını %700 arttırdığını
  • Çakmağın kibritten önce bulunduğunu
  • Parmak izleri gibi dil izlerinin de her insan için benzersiz olduğunu
1 YorumYorum yaz!Bağlantı

27/4/2006 - BALAK GAZİ

Kategori: HABER

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

27/4/2006 - SARA HATUN

Kategori: HABER

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

27/4/2006 - ARAP BABA

Kategori: HABER

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

27/4/2006 - Fetih Ahmet Baba

Kategori: HABER

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

27/4/2006 - EVLİYALAR DİYARI HARPUT

Kategori: HABER

EVLİYALAR DİYARI HARPUT

 

Elazığ’ın eski yerleşim yeri olan Harput’taki çok sayıdaki türbe, bölgede inanç turizmine önemli katkı sağlıyor. ELAZIĞ - Yılda yaklaşık 16 bin kişi tarafından ziyaret edilen türbelerin hepsinin farklı hikayesi bulunuyor.

 

Harput’ta en çok bilinen Arap Baba, Fethi Ahmet Baba, Ahi Musa, Zahiri Baba, Ankuzu Baba, Tesbihli Baba, Murat Baba, Nadir Baba ve Mansur Baba türbeleri yılda 16 bin kişi tarafından ziyaret ediliyor.


          Çeşitli kaynaklardan derlenen bilgilere göre, Türklerden önce Arap İslam ordularının akınlarına uğrayan Harput, 1018 yıllarından itibaren Türk akınlarına uğradı. İlk kez Çubuk Bey tarafından fethedilen, ancak çeşitli entrikalar sonucu tekrar elden çıkan Harput, 1100’lü yılların başında Balak Gazi’nin fethiyle daimi Türk egemenliği altına girdi. Doğu Anadolu’da din ve kültür bakımından önemli bir merkez olan Harput’ta, Osmanlı döneminde çeşitli okullar açıldı. Osmanlı döneminin son zamanlarında yaşanan kaos ortamı bölgede bir çok mutasavvıf ve din aliminin ortaya çıkmasını sağlarken, bu insanlarla birlikte geçmişteki akınlar sırasında şehit olup, bölgeye defnedilen kişiler bölge halkı tarafından evliya olarak nitelendirildi. Bölge, halk arasında ‘Evliyalar diyarı’ olarak anılmaya başlandı. Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde yöneticiler ve yerli halk, bu kişilerin mezarlarına türbe yaptı.



           Arap Baba, Fethi Ahmet Baba, Ahi Musa, Zahiri Baba, Ankuzu Baba, Tesbihli Baba, Murat Baba, Nadir Baba ve Mansur Baba türbeleri en fazla bilinen türbeler arasında yer alıyor. Yılda yaklaşık 16 bin kişi tarafından ziyaret edilen türbelerin hepsinin farklı hikayesi bulunuyor. Türbelerin bazılarının hikayeleri.şöyle:

                                                          ARAP BABA TÜRBESİ


             Harput ve çevresinde görülmemiş bir kuraklık olur. Halk yağmur duasına çıkar ama bir türlü beklenen yağmur yağmaz. Bu sırada, Harput’ta oturan Selvi isminde yaşlı bir kadın rüyasında, kendisinden bir ölü başını keserek akarsuya atmasının istendiğini gördüğünü şehrin ileri gelenlerine söyler. Şehrin ileri gelenleri de o sıralarda yeni ölmüş ve kimsesiz olan Arap Baba’nın başını keserek dereye atarlar. Bununla birlikte başlayan ve günlerce süren yağmur bu kez halkı telaşa sürükler. İnsanlar korku içindeyken yaşlı kadın Arap Baba’yı tekrar rüyasında görür. Arap Baba kesilen başının yerine konmasını ister. Kesilen baş bulunur, cesedin yanına konulur, günlerce yağan şiddetli yağmur da durur. O günden sonra yöre halkı Arap Baba’ya büyük bir saygı duyar, onun Allah’ın sevgili kullarından olduğuna inanır. Türbesini ve mescidini yaparak halkın ziyaretine açar.

 

NADİR BABA TÜRBESİ


            Arap Baba türbesinin yakınında bulunan Nadir Baba türbesini ise Türkler kadar Ermenilerin de ziyaret ettiği biliniyor. Halk arasında geçmiş dönemlerde Ermenilerin, hasta çocuklarını bu türbeye getirerek, bir süre burada yalnız bıraktıkları, sonra çocuklarını gelip aldıkları ve çocuklarının iyileştiğine inandıkları anlatılır.


FATİH AHMET BABA TÜRBESİ


            Harput’ta bulunan ve en fazla ziyaret edilen bir diğer türbe Fatih Ahmet Baba Türbesi’dir. Sivas yakınlarında oturan bir kişi, rüyasında sürekli gördüğü kişinin cenazesinin Harput’ta bulunan dere yatağında olması nedeniyle gelen suyun kendisini rahatsız ettiğini söyler. Bunun üzerine Harput’a gelen Sivaslı kişi, durumu ilgililere anlatır. Yapılan kazıda Fatih Ahmet Baba’nın çürümemiş olduğu öne sürülen cenazesi bulunarak, dere yatağından alınarak daha üst kısma gömülür. Daha sonra da mezarın üzerine türbe yapılarak ziyarete açılır.


TESBİHLİ BABA TÜRBESİ


             Bölgedeki diğer türbelerden Tesbihli Baba Türbesi, yine rüya gören birinin gördüğü yeri kazması sonucu cesedinin çürümediği iddia edilen biri bulunur. Buraya türbe yapılır. Türbenin yanında geçmişte bulunan mescitteki binlik tespihin içinden geçen kişilerin hastalıklarının iyileştiğine inanılır. Ahi Musa, Zahiri, Ankuzu, Murat ve Mansur Baba türbeleri de din alimleri ve şehitlere ait olmaları nedeniyle halk tarafından ziyaret ediliyor.

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

<- Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Malatya Deft. Sivil Savunma Uzmanı NİZAMETTİN YILDIRIM nizam23_2@hotmail.com. nizam23_1@hotmail.com. svl.svn.uzm.deft.44@hotmail.com. ........ ... İLGİNİZE TEŞKKÜRLER 0.422.324 18 31 - 13 55

Bağlantılarım

ANA SAYFA
PROFİLİM
ARŞİV YAZILARIM
. . .
İlgili aramalar: kaza - yangın - bak - öğren - uygula
. . . .


Image Hosted by ImageShack.us Image Hosted by ImageShack.us Free Image Hosting at www.ImageShack.us Free Image Hosting at www.ImageShack.us Free Image Hosting at www.ImageShack.us Free Image Hosting at www.ImageShack.us Free Image Hosting at www.ImageShack.us

Kategoriler


Online Müzik

Online Müzik Dinlemek İçin Tıklayın

LEVHALARIN HAREKETİ

KAYDIRMA HAREKETİ

YANA ATIL HAREKETİ

YAYILMA HAREKETİ

Free Website Counters
Free Website Counters Free Image Hosting at www.ImageShack.us Free Image Hosting at www.ImageShack.us Free Image Hosting at www.ImageShack.us Free Image Hosting at www.ImageShack.us Free Image Hosting at www.ImageShack.us Free Image Hosting at www.ImageShack.us Free Image Hosting at www.ImageShack.us

Blogcu Arkadaşlarım

Blogcu Yardım
Free Image Hosting at www.ImageShack.us Free Image Hosting at www.ImageShack.us Free Image Hosting at www.ImageShack.us Free Image Hosting at www.ImageShack.us Free Image Hosting at www.ImageShack.us

ein Bild ein Bild ein Bild ein Bild ein Bild ein Bild ein Bild ein Bild ein Bild ein Bild ein Bild ein Bild ein Bild ein Bild ein Bild ein Bild ein Bild ein Bild ein Bild ein Bild ein Bild ein Bild ein Bild ein Bild ein Bild Afetsiz Günler Dileğiyle.

HAYATTA KALABİLMEK İÇİN SİVİL SAVUNMAYI ÖĞRENİNİZ